14 Ağustos 2025 Perşembe

Yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin artırılması ve aktif yaşlanma politikalarının geliştirilmesi amacıyla, 2. Yaşlılık Şurası Erzurum İl Yaşlı Ön Çalıştayı Engelsiz Yaşam Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Cevat Çimen, yaşlı bireylerin toplumsal hafızanın taşıyıcıları olduğunu belirterek, “Yaşlılarımızın tecrübelerini genç kuşaklara aktarmak, toplumumuzun geleceğini güvence altına almak demektir.” dedi.
“Akil Yaşlı” unvanıyla davet edilen Erzurum Kalkınma Vakfı Başkanı Erdal Güzel ise yaşlılığın bir yük değil, toplum için rehber olduğunu vurguladı. Güzel, “Hayat yolculuğunun her anında biriktirdiğimiz tecrübeler, gençler için pusuladır. Yaşlılarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır.” ifadelerini kullandı.
Vali Yardımcısı Didem Dinç Özay, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını hatırlatarak, bu ilkenin sadece gençleri değil, ömrünü millet için harcamış, bilgi ve tecrübeleriyle topluma yön vermiş büyükleri de korumayı ve onurlandırmayı gerektirdiğini söyledi.
Erzurum Valiliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün bu vizyon doğrultusunda aktif ve sağlıklı yaşlanma, yaşlı dostu şehirler ve hak temelli sosyal hizmetler alanında çalışmalar yürüttüğünü belirten Özay, büyüklerin yaşam kalitesini yükseltmeyi, sosyal hayata katılımlarını artırmayı ve huzurlu bir yaşlılık dönemi geçirmelerini hedeflediklerini dile getirdi.
Yaşlı bireylerin sadece dünün şahitleri değil, yarının yol göstericileri olduğunu vurgulayan Özay, “Onlar, kültürümüzün hafızası, ailemizin çınarlarıdır. Büyüğüne hürmet etmeyen, küçüğünden vefa göremez. Bu nedenle bugün burada yapılacak tüm görüşmeler, Erzurum’un geleceği için değerli bir yol haritası olacaktır.” dedi.
Özay, çalıştayda ortaya çıkacak fikirlerin yaşlı bakım hizmetlerinden sosyal katılım projelerine, kültürel mirasın korunmasından sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine kadar pek çok alanda somut adımların önünü açacağını belirterek, “Ortak akıl ve iş birliğiyle, büyüklerimizin huzurunu önceleyen politikalar üreteceğiz. Bu anlamlı organizasyona katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara, fikir ve önerileriyle çalıştayımıza değer katacak uzmanlarımıza, akademisyenlerimize ve en önemlisi, bu salonda bizlerle olan kıymetli büyüklerimize teşekkür ediyorum. Yaşlılarımızın huzuru, toplumun vicdanıdır. Onların mutluluğu, milletimizin onurudur.” diye konuştu.
Çalıştayın ikinci bölümünde katılımcılar Aile ve Yaşlılık, Yaşlı Bakım Hizmetleri ve Aktif Yaşlanma başlıklarında masa çalışmaları yaptı. Oturumlarda, bakım hizmetlerinin çeşitlendirilmesi, aile içi dayanışmanın güçlendirilmesi, sosyal hayata katılımın artırılması ve dijital becerilerin geliştirilmesi gibi konularda öneriler sunuldu.
Programa Erzurum Vali Yardımcısı Didem Dinç Özay, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yöneticileri, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, sivil toplum örgütü yetkilileri, akademisyenler, yaşlı bakım hizmetlerinde görev yapan personel ve çok sayıda davetli katıldı.
Program, katılımcılara Teşekkür Belgesi takdimiyle sona erdi.
HABER: Fezya YILDIRIM

Hazal GÜLTEKİN/ ERZURUM – Anadolu Engelliler Birleştirme Derneği Başkanı Mecithan Papağan, 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nin 106. yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Papağan, açıklamasında Erzurum Kongresi’nin hem Türk milletinin kaderinde hem de milli mücadele ruhunun şekillenmesinde kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Mecithan Papağan yaptığı açıklamada, 23 Temmuz Erzurum Kongresi’nin yalnızca bir tarihsel olay değil, aynı zamanda milli birlik, beraberlik ve bağımsızlık iradesinin tezahürü olduğunu belirterek, şunları söyledi:“Erzurum Kongresi, milletimizin kendi kaderini tayin etme hakkını eline aldığı ve işgallere karşı ‘manda ve himaye kabul edilemez’ diyerek dik bir duruş sergilediği tarihi bir dönüm noktasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde alınan kararlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturmuştur.”
Açıklamasında engelli bireyler açısından da kongrenin anlamına değinen Papağan, bağımsızlık mücadelesi veren ecdadın açlık, yoksulluk ve imkânsızlıklara rağmen birlik içinde hareket ettiğini, bu iradenin bugün her kesim tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti.“Bugün bizler, özellikle dezavantajlı bireyler olarak, bu mirası yaşatma sorumluluğunu taşıyoruz. Engelli bireylerin de toplumsal yaşamın her alanında yer alması, milli mücadeledeki dayanışma ruhunun çağdaş bir yansımasıdır,” diyen Papağan, herkesi 23 Temmuz’un ruhuna uygun olarak ortak değerlerde buluşmaya çağırdı.
Papağan ayrıca, dernek olarak milli ve manevi değerlere sahip çıkan, tarih bilinciyle hareket eden bireylerin yetişmesi için çeşitli eğitim programları düzenlediklerini ve genç nesillere tarih şuuru kazandırmayı amaçladıklarını belirtti.
Basın açıklaması, şehitler ve gaziler için yapılan dua ve Erzurum Kongresi’nde alınan kararların hatırlatılmasıyla sona erdi.

Haber: HAZAL GÜLTEKİN
Atatürk Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, son bir yıl içerinde yaptıkları çalışmaları basın mensuplarına değerlendirdi. Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Logosu taşıma hakkına sahip program sayısını 40’tan 59’a yükselterek ülke genelinde ilk sıraya yerleştiklerini belirten Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, üniversitede TEI’nin uçak motor testleri ve yerli ilaç üretimi ile ülke ekonomisine önemli ölçüde katma değer sağlayacaklarını söyledi.
Atatürk Üniversitesi Uygulama Oteli’nde basın mensupları ile sabah kahvaltısında bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesi ve TEl arasında, Türk motorlarının geliştirilmesi için yüzey kaplama ve yüksek irtifa ateşleme sistemlerinin iyileştirilmesi gibi konularda ortak projeler yürütülmesinin kararlaştırıldığını anlattı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, TEl tarafından geliştirilen uçak motorlarının Atatürk Üniversitesinde test edileceğini belirterek, böylece üniversitenin teknik altyapısının ve mühendislik birikiminin Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisine hizmet edeceğini belirtti. Atatürk Üniversitesi’nin ülkenin “Milli Teknoloji Hamlesi” hedeflerine katkı sağlamakla birlikte bölgedeki gençleri teknoloji ve inovasyon alanında destekleyeceklerini açıkladı.
TÜBİTAK tarafından Atatürk Üniversitesi yerleşkesine kurulacak olan “Erzurum Milli Teknoloji Atölyeleri” binasıyla öncü bir rol üslenileceğini de kaydeden Hacımüftüoğlu, 23 milyon TL bütçesi bulunan projenin 20 milyon TL’sinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edileceğini bildirdi. Projenin tamamlanmasıyla Erzurum’da yılda bin ortaöğretim öğrencisine eğitim verilmesi, 300 öğrencinin atölyelerde yarışmalara hazırlanması hedefleniyor.
YERLİ İLAÇ ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Atatürk Üniversitesi’nin, sağlık bilimleri alanındaki araştırma ve yenilik kapasitesini stratejik bir adımla daha ileriye taşındığını anlatan Hacımüftüoğlu, “Yükseköğretim Kurulu tarafından 6 ay önce değerlendirmeye alınan, 16 Mayıs 2025 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Kararıyla Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme doğrultusunda üniversite bünyesinde “İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü kurulmasına karar verildi. Enstitü, yerli ve milli ilaç ile aşı geliştirme çalışmalarını hızlandırarak ülkemizin sağlık alanındaki dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. 88 kişilik bir ekiple ve kendi laboratuvarlarımızda, ülkemizde hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan 11 ilaç için çalışmalarımız devam ediyor. Bunlar hem stratejik hem de maliyet açısından önemli. İlk etapta küçük ölçekli üretimle birlikte sonrasında 1 tonluk üretime geçeceğiz” şeklinde konuştu.
ARAŞTIRMA HASTANESİ MODERNLEŞİYOR
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nin en yoğun acil sağlık hizmeti veren kurumlarından birisi olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, “Bir çok özelliği içerisinde barındıran yeni bir bilgisayarlı tomografi cihazını hizmete sundu. Radyasyon oranı önceki cihazlara göre oldukça düşük olan cihaz, çevre dostu bir teknoloji sunarken, yüksek çözünürlük kapasitesiyle de tanı koyma süreçlerini hızlandırıyor. Hasta tedavisinde kaliteyi artırmak ve cerrahi müdahaleleri daha hassas bir şekilde geliştirmek amacıyla ameliyat mikroskobunu bünyemize kattık. Özellikle göz cerrahisinde bir çok alanda kullanılacak. Bu arada Türkiye’de bir ilk üniversitemizde gerçekleşti ve Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde Temel Diş Hekimliği Bilimleri bölümü açıldı. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve ileri düzey tanı-tedavi süreçlerini desteklemek amacıyla birçok yeni medikal cihazın alımını gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda; 3D TEE özellikli renkli doppler ekokardiyografi sistemi, 4k artroskopi sistemi, histeroskopi ünitesi ve ekipmanlan, impulse osilometrik solunum fonksiyon test sistemi, hedef kontrollü anestezi cihazı, premium düzey anestezi iş istasyonu, renkli doppler ekokardiyografi cihazı, optik koherens tomografi cihazı (OCTA) ve yenidoğan mekanik ventilatör gibi toplamda 39 kalemlik ileri teknoloji tıbbi cihaz envantere dahil edilmiştir. Bu cihazların temini, alanında uzman öğretim üyeleri tarafından yürütülen projeler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Ayrıca lazer cihazı alımına yönelik proje hazırlıkları da devam etmektedir. Bu yatırımlar, hastanenin akademik ve klinik yetkinliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir. ” şeklinde konuştu.


Her yıl 26-30 Haziran tarihleri arasında kutlanan Özel Güvenlik Günü ve Haftası kapsamında, toplumun güvenliği için büyük özveriyle görev yapan özel güvenlik görevlilerinin öneme dikkat çekildi. Bu anlamlı hafta dolayısıyla, Erzurum Şehir Hastanesi Özel Güvenlik Amiri Orhan Tatar, bir açıklama yaptı.
“Özel güvenlik görevlileri, kamu düzeninin korunmasında vazgeçilmez birer destek unsurudur” diyen Özel Güvenlik Amiri Tatar, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, görevini büyük bir disiplin, sabır ve fedakârlıkla yerine getiren özel güvenlik personelimizin günüdür. Kamu binalarından hastanelere, alışveriş merkezlerinden eğitim kurumlarına kadar toplumun birçok noktasında görev alan özel güvenlik görevlilerimiz, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini sağlamak için 7 gün 24 saat büyük bir gayret göstermektedir.”
Özel güvenlik görevlilerinin sadece olaylara müdahale eden kişiler değil, aynı zamanda caydırıcı güç olduklarını vurgulayan Tatar, sözlerine şöyle devam etti:
“Görünmeyen ama etkili bir güvenlik hattı kurarak toplumsal yaşamın akışına katkı sunan özel güvenlik personelimiz, adeta modern zamanların sessiz kahramanlarıdır. Bu sorumluluğu yerine getirirken karşılaştıkları her türlü zorluğa rağmen görevlerini aksatmadan sürdürüyorlar.”
Ayrıca özel güvenlik görevlilerinin eğitimi ve mesleki gelişiminin önemine de dikkat çeken Orhan Tatar: “Daha bilinçli ve donanımlı bir özel güvenlik yapısı, toplumda güven algısını da güçlendirir. Bu nedenle hem teorik hem de pratik eğitimlerin artırılması büyük önem taşımaktadır. Bizler de bu alanda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”dedi.
Konuşmasının sonunda tüm özel güvenlik personelinin gününü kutlayan Tatar, şu mesajı verdi:
“Başta görevleri başında hayatını kaybeden özel güvenlik görevlilerimizi rahmetle anıyor, görevini layıkıyla sürdüren tüm personelimize teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Özel Güvenlik Günü ve Haftası kutlu olsun.”
Toplumun görünmez gücü olan özel güvenlik görevlilerine görevlerinde başarılar da dileyen Orhan Tatar, Şehir Hastanesi’nde görev yapan Özel Güvenlik personelinin günlerini kutlamak için hastanede mesai arkadaşları ile birlikte bir de kutlama pastası kesti.

SMA hastası olan Esranur Acar için baba Mustafa Acar, kızının geceleri aç uyumak zorunda kaldığını belirterek hayırseverlerin desteğini beklediğini söyledi. Baba Acar, kızının 19 kiloda olduğunu belirterek iki kilo daha alması durumunda Esranur’un tedavi için ilaç alamayacağını söyledi.
Erzurum’da SMA Tip 1 tanısı konulan 7 yaşındaki Esranur Acar’ın tedavisi için gerekli olan paranın toplanması için valilik onaylı başlatılan kampanyada 7 yıllık sürede ancak yüzde 30’a gelinebildi. Bugün 19 kilo ağırlığında olan Esranur’un ilacını alabilmesi için 21 kilonun üzerine çıkmaması gerektiğini söyleyen baba Mustafa Acar, kızının ilaçlı tedaviye başlayabilmesi için geceleri aç uyumak zorunda kaldığını belirterek “Artık kızımın geceleri aç uyumasını istemiyorum. Bir an evvel tedavisine başlayarak kızımın tok bir şekilde uyumasını istiyorum.” dedi.
Henüz 7 aylıkken ölümcül bir kas hastalığı olana SMA Tip 1 tanısı konulan Esranur, 10 aylıkken yoğun bakımda entübe edilerek nefes borusuna bir delik açıldı. İlk ilaç hakkını yaş kriterinden dolayı kaybeden ve evinde makineye bağlı olarak yaşayan Esranur Acar’ın ailesi, çocuklarının tedavisi için gerekli olan 1 milyon 820 bin doların toplanabilmesi için valilik onaylı 10 Ekim 2024’te kampanya başlattı. Bugüne kadar paranın ancak yüzde 30’u toplanabildi. Arık geceleri de yemek yiyip tok uyumak istediğini söyleyen Esranur, “Ne olur bana yardım edin. Artık geceleri aç uyumak istemiyorum. Ben de okula gidip arkadaşlarımla oyun oynamak istiyorum. Bunun içinde abilerimden, ablalarımdan, iyi insanlardan bana yardımcı olmalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.
Kızının 7 aylıkken hastalığının teşhis edildiğini ve 61 gün yoğun bakında kaldığını söyleyen Baba Mustafa Acır ise “Şimdi kızım cihazlara bağlı bir şekilde evimize yaşıyor. 7 yıldır SMA hastalığıyla mücadele ediyoruz. İlk ilaç hakkımızı yaş kriterinden dolayı kaybettik. Şu an yaş kriterimiz yok, kilo kriterimiz var. Esra Nur’un 21 kilo üzerine çıkmaması lazım. Evladım Esranur şu an 19 kilo. Son 2 kilosu var. Kampanyamız yüzde 30’da. Toplamda 1 milyon 820 bin dolar gerekiyor. Bunun için de Valilik onaylı bir kampanya başlatıldı. Bir kermes düzenledik ve gönüllü ablalarımız, abilerimiz, annelerimiz kendi elleriyle ördükleri, el işlemeli yazmalardır, oyalardır, giysidir, yiyecek, içecek getirip satış standına koydular. Hepsi de sağ olsun evladımız için ellerinden geleni yapıyorlar. İnşallah tez vakitte toparlarız. Hayır sever insanlarımızın desteğini bekliyoruz. Evladımız Esra’yı ilacına kavuşturalım.”diye konuştu.
Esra’nın kilo almaması için geceleri aç uyumak zorunda kaldığını söyleyen Mustafa Acar, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben eve gelince annesini bana şikayet ediyor. ‘Baba ben açım. Annem bana yemek vermedi’. diyor. Rabbim hiçbir anne babayı, kendi evladını aç bırakmaya mecbur bırakmasın. Lütfen gelin artık evladımızı hiç yiyemediği yemeklere kavuşturalım. Okula gitmeyi çok istiyor. Okuluna kavuşturalım, hiç giyemediği pembe ayakkabılarını giydirip bahçelerde, parklarda, oynanmasına sebep olalım.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.