Son günlerde eğitim kurumlarını hedef alan ve öğretmen ile öğrencileri doğrudan etkileyen şiddet dalgası, Türkiye’nin gündemine oturdu. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olaylar, okullardaki fiziksel güvenlik açıklarını tartışmaya açarken, toplumsal psikolojide de derin yaralar açtı. Eğitim paydaşları, bozulan "güven iklimini" yeniden inşa etmek adına radikal bir adım atılmasını bekliyor.
Fiziksel Güvenlik Kadar "Psikolojik Güven" de Kritik
Eğitim ortamlarında oluşan yoğun tedirginliğin ders verimliliğini imkansız hale getirdiğine dikkat çeken 15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi Öğretim Elemanı Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, sürecin sadece asayiş boyutuna odaklanılmaması gerektiğini vurguluyor. Okullarda hakim olan kaygı, korku ve belirsizlik duygusunun, öğrencilerin ve eğitimcilerin gelişim sürecini sekteye uğrattığı belirtiliyor.
Stratejik Adım: İki Günlük "Sakinleşme" Arası
Toplumda oluşan bu ağır havanın dağıtılması için eğitime kısa süreli – örneğin iki günlük – bir ara verilmesini öneren Prof. Dr. Yıldırımer, bu önerinin temelinde, şu dört kritik hedefi sıraladı:
- Protokollerin Revizyonu: Okullardaki güvenlik sistemlerinin ve giriş-çıkış prosedürlerinin ivedilikle güncellenmesi.
- Hızlı Önlem Mekanizması: Yetkililerin şiddete karşı kalıcı ve caydırıcı güvenlik tedbirlerini hayata geçirmesi.
- Psikolojik Rahatlama: Veliler, öğrenciler ve öğretmenlerin yaşadığı şok etkisinin hafifletilmesi.
- Güven İnşası: Eğitim ortamının yeniden "güvenli liman" haline getirilmesi için zemin hazırlanması.
"Eğitim Güvenli Ortamda Mümkündür"
Eğitimin sadece akademik bir süreç olmadığının da altını çizen Prof.Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, ancak güvenli bir zeminde yükselebileceğini ifade ediyor. Güven duygusunun zedelendiği bir ortamda, öğrenme sürecinin sağlıklı devam etmesinin mümkün olmadığına dikkat çeken Prof.Dr. Yıldırımer,
"Alınacak kısa süreli bir ara, bir geri adım değil; aksine çocuklarımızın güvenliği ve psikolojik iyilik hali için atılmış stratejik bir hamle olacaktır. Toplumun en hassas katmanı olan çocuklarımız için öncelik her zaman güvenlik olmalıdır." ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve yerel idarelerin, bölgedeki ve ülke genelindeki bu "güvenlik kaygısına" karşı nasıl bir yol haritası izleyeceği merakla bekleniyor.