08 Mart 2026 Pazar

Erzurum’da engelli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılmalarını sağlamak, el becerilerini geliştirmek ve üretim yoluyla ekonomik katkı sunmalarına destek olmak amacıyla önemli bir proje hayata geçirildi. Anadolu Engellileri Birleştirme Derneği Erzurum Şubesi Başkanlığı ile Yakutiye Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde engelli bireylere yönelik el sanatları kursu açıldı.
Yaklaşık 20 engelli bireyin katıldığı kursta kursiyerler, ev dekorasyonunda kullanılan çeşitli süsleme ürünleri hazırlayarak hem üretmenin mutluluğunu yaşıyor hem de yeni beceriler kazanıyor. Hafta içi her gün 4 saat süren eğitimlerde kursiyerler; dekoratif süs eşyaları, çeşitli el işi ürünleri ve hediyelik eşyalar yapmayı öğreniyor.

“Amacımız engelli bireylerin üretime katılması”
Anadolu Engellileri Birleştirme Derneği Erzurum Şubesi Başkanı Mecithan Papağan, açılan kursun yalnızca bir eğitim programı olmadığını, aynı zamanda önemli bir sosyal sorumluluk çalışması olduğunu belirtti.
Papağan, engelli bireylerin toplumda daha görünür hale gelmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Dernek olarak en büyük hedeflerimizden biri engelli bireylerin sosyal hayata daha güçlü şekilde katılmalarını sağlamak. Bu kursu da tam olarak bu amaçla başlattık. Üyelerimizin ve diğer engelli vatandaşlarımızın el becerilerini geliştirmek, onların üretim yapmalarına imkân tanımak ve kendilerine olan güvenlerini artırmak istiyoruz. Engelli bireylerin yalnızca destek bekleyen değil, üreten ve topluma katkı sağlayan bireyler olduğunu göstermek bizim için çok önemli.”
Papağan, kursun aynı zamanda farkındalık oluşturduğunu vurgulayarak, toplumun engelli bireylerin potansiyelini daha iyi görmesi gerektiğini ifade etti.
“Burada yapılan çalışmaların bir diğer önemli yönü de kursiyerlerimizin ürettikleri ürünleri satışa sunabilme imkânı. Böylece kursiyerlerimiz hem emeklerinin karşılığını alacak hem de aile bütçelerine katkı sağlayabilecekler. Bu durum onların özgüvenlerini artırıyor ve bağımsız bir yaşam için önemli bir adım oluşturuyor.”
Papağan ayrıca benzer projelerin artması gerektiğini belirterek kamu kurumlarıyla iş birliğinin devam edeceğini söyledi.

“Halk eğitim merkezleri toplumun her kesimine ulaşmalı”
Yakutiye Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hüseyin Dağdelen ise halk eğitim merkezlerinin toplumun her kesimine hitap eden önemli eğitim kurumları olduğunu belirtti.
Dağdelen, yıl boyunca çok sayıda kurs açtıklarını ve özellikle dezavantajlı gruplara yönelik projelere büyük önem verdiklerini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Halk eğitim merkezlerinin temel misyonu, vatandaşlarımızın hayat boyu öğrenme imkânına erişmesini sağlamaktır. Bu kapsamda sadece mesleki kurslar değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel gelişimi destekleyen eğitimler de düzenliyoruz. Engelli vatandaşlarımız için açtığımız bu el sanatları kursu da bu çalışmaların önemli bir parçası.”
Engelli bireylerin eğitim faaliyetlerine katılmasının sosyal hayata entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Dağdelen şöyle devam etti:
“Burada gördüğümüz tablo bizi son derece mutlu ediyor. Kursiyerlerimiz hem yeni beceriler öğreniyor hem de birlikte üretmenin keyfini yaşıyor. Bu tür kurslar engelli bireylerin sosyal çevrelerini genişletmesine ve toplumla daha güçlü bağlar kurmasına yardımcı oluyor. Biz de kurum olarak yıl içerisinde farklı alanlarda kurslar açmaya devam edeceğiz.”
Dağdelen ayrıca halk eğitim merkezlerinin üretimi teşvik eden projeleri desteklemeye devam edeceğini belirtti.

“Kursiyerlerimizin azmi bizlere ilham veriyor”
Kursun eğitmeni Mavi Yıldırım ise kursiyerlerin kısa sürede önemli ilerleme kaydettiğini belirterek eğitim süreci hakkında bilgi verdi.
Yıldırım, kurs kapsamında birçok farklı el sanatının öğretildiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Kursumuzda öncelikle temel el sanatları teknikleriyle başladık. Ardından dekoratif ev süsleri, hediyelik eşyalar ve çeşitli tasarım ürünleri yapmayı öğretiyoruz. Kursiyerlerimiz cam süslemeleri, dekoratif objeler ve çeşitli el işi ürünleri hazırlıyor. Her bir kursiyerimizin yeteneğine göre farklı çalışmalar da yapıyoruz.”
Kursiyerlerin büyük bir istekle çalıştığını vurgulayan Yıldırım, onların azminin kendisine de motivasyon verdiğini belirtti.
“Engelli bireylerin öğrenme isteği ve üretme azmi gerçekten çok etkileyici. Kursiyerlerimiz her gün büyük bir heyecanla derse geliyor. Kısa süre içinde çok güzel ürünler ortaya çıkarmaya başladılar. Bu çalışmalar hem onların kişisel gelişimine katkı sağlıyor hem de ortaya çıkan ürünler sayesinde üretmenin mutluluğunu yaşıyorlar.”
Yıldırım ayrıca kurs sonunda kursiyerlerin kendi tasarımlarını ortaya koyabilecek seviyeye gelmesini hedeflediklerini ifade etti.
Hem üretim hem sosyal dayanışma
Kursiyerler için el sanatları kursu yalnızca bir eğitim ortamı değil, aynı zamanda sosyal dayanışmanın güçlendiği bir buluşma noktası haline geldi. Katılımcılar hem birlikte üretmenin keyfini yaşıyor hem de yeni arkadaşlıklar kurarak sosyal çevrelerini genişletiyor.
Yetkililer, kurs kapsamında üretilen ürünlerin ilerleyen dönemde sergilenmesi ve satışa sunulması için çeşitli organizasyonlar planlandığını da belirtti.
Erzurum’da hayata geçirilen bu proje, engelli bireylerin üretim süreçlerine katılımını artırarak hem sosyal hem de ekonomik anlamda güçlenmelerine katkı sağlamayı hedefliyor. Kurs sonunda katılımcılara Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından onaylı sertifika verilecek.

Uluslararası Sanayici ve İş Kadınları Derneği Erzurum İl Başkanı Dr. Zeynep POLAT “ Dünya Kadınlar Günü “ vesilesiyle basın açıklaması yapan POLAT ; “ 21. Yüzyılın Sanayi Gücünü Kadınlar Şekillendiriyor “ dedi.
POLAT; “ 8 Mart Dünya Kadınlar Günü “ , kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlatan sembolik bir gün olmanın ötesinde; üretim, sanayi ve teknolojik dönüşüm süreçlerinde kadın emeğinin ve vizyonunun taşıdığı stratejik değeri yeniden düşünmemiz için önemli bir fırsattır.
Bugün dünya ekonomisi köklü bir dönüşümden geçmektedir. Sanayi 4.0, dijitalleşme, yapay zekâ ve yüksek teknoloji üretimi ülkelerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar hâline gelmiştir. Bu yeni dönemde kadınların yalnızca çalışma hayatında değil; üretimin, sanayinin ve teknoloji geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alması büyük önem taşımaktadır.
Kadınların üretim ekonomisine güçlü katılımı; ekonomik büyümenin hızlanmasını sağlarken inovasyon kapasitesini artırmakta ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli dinamiklerinden biri hâline gelmektedir. Kadın girişimcilerin ve kadın sanayicilerin güçlenmesi, şehirlerin ve ülkelerin ekonomik potansiyelini doğrudan etkileyen stratejik bir faktördür.
Türkiye’nin üretim ve teknoloji odaklı kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için kadınların sanayi yatırımlarında, girişimcilik ekosisteminde ve teknoloji geliştirme alanlarında daha görünür ve etkin olması gerekmektedir. Kadın emeği ve kadın aklı üretimin merkezine yerleştiğinde kalkınma yalnızca ekonomik bir hedef olmaktan çıkar; aynı zamanda toplumsal refahı büyüten güçlü bir dönüşüme dönüşür.
Uluslararası Sanayici ve İş Kadınları Derneği (USİKAD) olarak bizler; kadınların sanayide, girişimcilikte ve teknoloji üretiminde daha güçlü yer aldığı bir ekonomik yapının Türkiye’nin geleceği için hayati olduğuna inanıyoruz.
Kadınların üretim gücünü destekleyen her adım, aslında ülkemizin kalkınma vizyonunu güçlendiren stratejik bir yatırımdır.
Bu vesileyle; sanayide, girişimcilikte, bilimde ve teknolojide emek veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, kadınların üretimin ve kalkınmanın merkezinde yer aldığı güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğimizi ifade ediyorum “ dedi.

Toplum çoğu zaman somut bir yapı gibi düşünülür; sokaklar, kurumlar, yasalar, devletler… Oysa sosyoloji bize şunu öğretir: Toplum aslında görünmeyen kuralların, ortak kabullerin ve sessiz anlaşmaların oluşturduğu büyük bir ağdır. İnsanlar çoğu zaman bu ağın içinde yaşadıklarını fark etmezler; çünkü bu ağ günlük hayatın en doğal parçası gibi görünür.
Dünyaca ünlü sosyolog Harold Garfinkel, toplumsal düzenin görünmez doğasını şu sözle anlatır:
“Toplumsal düzen, insanların her gün yeniden ürettiği bir başarıdır.”
Garfinkel’in bu yaklaşımı bize çok önemli bir gerçeği hatırlatır: Toplum sabit bir yapı değildir. Her gün, her konuşmada, her davranışta yeniden kurulur. Bir selamlaşma biçimi, bir sıraya girme alışkanlığı, bir toplantıdaki konuşma düzeni… Bunların hiçbiri yazılı bir yasa değildir ama insanlar bunlara uyduğu için toplum düzeni varlığını sürdürür.
Bu nedenle toplumsal düzen çoğu zaman fark edilmeyen bir emek üzerine kuruludur. İnsanlar birbirlerinin davranışlarını tahmin edebildikleri için hayat akışını sürdürebilir. Eğer herkes aynı anda bu görünmeyen kuralları sorgulamaya başlasa, günlük hayatın ne kadar kırılgan olduğunu fark ederiz.
Bir başka önemli sosyolog olan Peter L. Berger ise toplumun insan hayatındaki etkisini şu cümleyle özetler:
“Toplum yalnızca insanların oluşturduğu bir yapı değildir; aynı zamanda insanları şekillendiren bir gerçekliktir.”
Berger’in bu düşüncesi sosyolojinin en temel paradoksunu ortaya koyar: İnsan toplumu kurar ama toplum da insanı kurar.
İnsan dünyaya geldiğinde hiçbir kültürel bilgiye sahip değildir. Konuşma biçimini, değerlerini, korkularını, ideallerini ve hatta hayallerini bile içinde doğduğu toplumdan öğrenir. Bir çocuğun “başarı”, “ayıp”, “saygınlık” ya da “mutluluk” kavramlarını nasıl tanımlayacağı büyük ölçüde içinde bulunduğu kültürel ortam tarafından belirlenir.
Tam da bu noktada ünlü sosyolog Erving Goffman’ın şu tespiti anlamlıdır:
“Gündelik hayat, insanların birbirlerine sürekli olarak rol sunduğu bir sahnedir.”
Goffman’ın bu yaklaşımı, bireysel sandığımız pek çok davranışın aslında toplumsal beklentilerle şekillendiğini gösterir. İnsanlar yalnızca kendileri için değil; aynı zamanda başkalarının gözünde nasıl göründüklerini düşünerek hareket ederler.
Bu yüzden bireysel sandığımız pek çok düşünce aslında toplumsal kökenlere sahiptir.
Bugün modern dünyada en büyük yanılgılardan biri, insanın tamamen bireysel ve bağımsız bir varlık olduğu fikridir. Oysa sosyoloji bize başka bir gerçeği gösterir: İnsan tek başına değil, ilişkiler ağı içinde anlam kazanır.
Bir kişinin kariyer hayali bile çoğu zaman toplumun değerleriyle şekillenir. Hangi mesleklerin “saygın” sayıldığı, hangi yaşam tarzlarının “başarılı” kabul edildiği ya da hangi davranışların “normal” görüldüğü bireysel tercihlerden çok toplumsal kabullerin ürünüdür.
Ancak modern çağda bu görünmeyen kurallar giderek daha fazla sorgulanmaya başlanmıştır. Küreselleşme, dijitalleşme ve hızlı toplumsal dönüşümler insanların alıştıkları sosyal düzenleri sarsmaktadır. Eskiden kuşaklar boyunca değişmeden aktarılan değerler artık birkaç yıl içinde dönüşebilmektedir.
Bu durum toplumun en temel sorularından birini yeniden gündeme getiriyor:
Eğer toplum görünmeyen kurallar üzerine kuruluyorsa, bu kurallar değiştiğinde insanlar kendilerini nasıl yeniden tanımlar?
Bugün birçok insanın yaşadığı yönsüzlük duygusu tam da bu noktada ortaya çıkar. Kurallar değişir ama yeni kurallar henüz tam oluşmamıştır. Değerler sorgulanır ama yerine konacak yeni değerler henüz net değildir.
İşte modern toplumun kırılganlığı tam da burada başlar.
Sosyoloji bize toplumun yalnızca kurumlar veya yasalarla ayakta durmadığını öğretir. Toplum aslında insanların birbirlerine duyduğu güven, ortak anlam dünyası ve paylaşılan değerler sayesinde var olur.
Eğer insanlar ortak anlamları kaybederse, toplum yalnızca kalabalıklardan oluşan bir coğrafyaya dönüşür.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur:
Toplumu yeniden düşünmek.
Çünkü toplum yalnızca içinde yaşadığımız bir yapı değildir; aynı zamanda birlikte kurduğumuz bir dünyadır.
Ve o dünya, her gün yeniden yazılmaktadır.
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER
15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi – Öğretim Elemanı

Erzurum İHA Bölge Müdürü Ayhan Türkez’in, ilk göz ağrısı, biricik kızı Ayşegül Türkez, dün düzenlenen muhteşem bir düğünle hayatını Kürşat Hacıoğlu ile birleştirdi.
Erzurum İHA Bölge Müdürü Ayhan Türkez’in, ilk göz ağrısı, biricik kızı Ayşegül Türkez, dün düzenlenen muhteşem bir düğünle hayatını Kürşat Hacıoğlu ile birleştirdi.
Onur Kongre ve Düğün Salonu’nda düzenlenen düğün töreninde çiftlerin nikahını Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen kıydı.
Düğüne başta Vali Mustafa Çiftçi, AK Parti eski Milletvekili Adnan Yılmaz, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Rektör Ahmet Hacımüftüoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, AK Parti Palandöken İlçe Başkanı Haktan Ömeroğlu, Büyükşehir Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, İş İnsanı Muammer Cindilli, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti üyeleri, Erzurum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Çakır ve Yönetim Kurulu üyeleri ile Erzurum Yeni Medya Derneği Başkanı Gamze İspirli ve Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
Ayhan ve Selma Türkez’ in güzel kızları Ayşegül’ün, baba ocağından ayrıldığı ve yeni bir yuva kurduğu bu mutlu günde, Atatürk Üniversitesi’nde üst düzey yönetimde görev yapan çok sayıda öğretim üyesi de Türkez ailesinin yanında yer aldı.
Ayşegül gelinin amcası Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Türkez’in de ev sahipliği yaptığı düğün törenine başta Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir olmak üzere diğer fakültelerin dekanları ve öğretim üyeleri de katıldı.
Bu arada, damadın ve gelinin mutluluğuna ortak olmak isteyen Türkez ve Hacıoğlu ailelerinin yakın dostları da hep birlikte düğünü şenlendirdiler.
Özellikle gelinin babası Ayhan Türkez’in, yıllardır birlikte çalıştığı gazeteci
dostları bu mutlu günde arkadaşlarını yalnız bırakmadılar.
Ayhan Türkez’in kızının düğünü vesilesiyle bir araya gelen Erzurum basınının önde gelen güçlü kalemleri, ilk kez gazetecilik yapmadan gönüllerince eğlendiler.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “İç hatlarda, kara yolu veya tren ile en az 5 saat ve üstü seyahat süresi olan şehirler arasında her gün en az bir uçuşun olması ve önceki sezonda sezon doluluk ortalaması yüzde 95 üzeri olan hatlara ilave uçuşun konması yönünde bir planımız var. Daha önce başlattığımız çalışmalar neticesinde önümüzdeki ekim sonu itibarıyla 12 yeni iç hat seferinin başlayacağı müjdesini buradan paylaşmak istiyorum” dedi.
2024 yılı yaz döneminde iç hat seferlerinde taşıyıcıların Türkiye geneli ortalama doluluğunun yüzde 90 seviyelerinde olduğunu belirten Uraloğlu, “Bu seviye kış döneminde ise hareketliliğin azalmasına bağlı olarak yüzde 85 seviyelerinde seyrediyor. Ama az önce de belirttiğim üzere vatandaşlarımızdan gelen talepler doğrultusunda işletmelerimize seferlerin ihtiyaç duyulan noktalarda artırılması hususunda gerekli bildirimlerde bulunduk. Toplantımızda yaptığımız değerlendirme sonucunda daha önce başlattığımız çalışmalar neticesinde önümüzdeki kış döneminde ekim sonu itibarıyla Sunexpress Havayolları tarafından 12 yeni iç hat seferlerinin başlayacağı müjdesini buradan paylaşmak istiyorum” dedi.
Antalya-Erzurum seferleri başlıyor…
Yeni seferler ile ilgili bilgi veren Bakan Uraloğlu, “Rize-Artvin Havalimanı-Antalya, Antalya-Bursa, Antalya-Erzurum, Antalya-Şanlıurfa, İzmir-Elazığ, İzmir-Nevşehir, İzmir-Sivas, İzmir-Şanlıurfa, Çukurova-Bursa, Çukurova-Samsun, Çukurova-Trabzon ve Çukurova-Van seferlerini başlatıyoruz. Bu seferlerle özellikle yeni açtığımız Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın iç hat uçuş ağını da genişletmiş olacağız. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Aynı zamanda vatandaşlarımızdan özellikle yaz dönemi boyunca çokça talep gelen İzmir ve Antalya’yı, Anadolu’da; Bursa, Erzurum, Sivas, Nevşehir, Elazığ, Şanlıurfa şehirlerimize bağlamış ve bazı hatların da sefer sayılarını artırmış olacağız” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.