
Geçenlerde tanıklık ettiğim bir sohbetten bahsetmek istiyorum. Duyarsızlığın zirve yapmış olduğu bir dönemde ne denli masum insanlar var bunları duymak, hissetmek bana huzur verdi, bende sizlerle paylaşmak istedim.
Arkadaşım çiftçi kızı bir gün arazide babası ve kardeşi ile birlikte biçim esnasında tarlada ekinin içinde tavşan görüyor ve traktörü durduruyor. Traktör tarlada çalışır iken hayvanı yaralıyor. Ne yazık ki tavşanın durumu iyi değil, hayvan ölmek üzere.
Bizim kız tavşanın durumunu görünce çok üzülüyor ve ölmek üzere olan tavşanın önüne bir dilim karpuz koyuyor. Merak ettim, sordum.
‘Ölmek üzere olan hayvanın önüne neden karpuz koydun? Dedim. Ne dedi biliyor musunuz?
‘’Bu dünyadan giderken mutlu gitsin diye… Hem belki susuzdur böylelikle su içmiş olur ve ölürken de susuz gitmesin. Dağ başında hiç karpuz yemek nasip olmadığı için sanki onu iyilikle uğurladığımı düşündüm” dedi.
Bu olay olurken yaşının küçük değil, 23 yaşında olduğunu da vurguladı’’ O an içimden böyle geçti’’ dedi. Aslında anladığım kadarıyla kendisi de neden böyle yaptığını anlamamıştı ama sizlere John Steinbeck’in ünlü Fareler ve İnsanlar kitabındaki yaşlı köpeğin durumu ve sahibi yaşlı işçi Candy’in düşündükleri bir anda zihnimde yankılandı. İşte bizim çiftçi kızın durumu da una benzer şeydi.
Şöyle ki; John Steinback ‘in ‘’Fareler ve İnsanlar’’ kitabındaki yaşlı adam Candy‘nin yıllardır bakıp beslediği köpeği artık yaşlanmış ve hastalanmış bu çoban köpeği pek iş göremez olmuş. Arkadaşları Candy’den yaşlı ve hastalıklı bu köpeğini baskı yaparak öldürmesini istemiş.
Hayvan yaşarken acı çekiyor, ölmesi onun için daha iyi fakat, Candy, ona kıyamıyor ve arkadaşının köpeği öldürmesine razı oluyor ama sonrada ‘’keşke ben öldürseydim’’ diyor. Burada öldürmenin nasıl bir duygu ile oluştuğunu vurgulamak istiyor. Çünkü kendisi öldürdüğünde şefkatle öldürecek ama başkası öldürdüğü için nasıl duygu ile bu fiili işlediğini anlamıyor ve pişman oluyor.
İşte bu iki hikâye arasında, ‘ölürken güzel ölsün, kötülükle acı çektirilerek gitmesin’ düşüncesi hâkim.
Hoş, hayvan sadece ölecek, bilmeyecek onu öldürenin ne düşündüğünü. Oysa tanıklık eden ve ona bakan kişi, onun yok oluşunu mutluluk sevgi ve merhametle sonlanmasını istiyor.
Ortamda gülenler oldu tavşan ve karpuz olayına ama, ben ‘ne kadar güzel bir kalbi var’ dedim ve imrendim ona.
Bu tip insanlara hasret kaldık, hele hele de şu son yıllarda hayvanlara yapılanlardan sonra.
“Sevgi merhamet bambaşka bir duygu her kalbe nasip olmaz” demişler iyi de demişler.
İyi insanlar iyi ki varlar…
EKONOMİ
11 gün önceGÜNDEM
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026GENEL
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.